|
Yazar Mehmet ÇETİNKAYA
|
Dağdan, doğadan habersiz veya ilgisiz insan olur mu? Yürüyüş, mutluluk, zenginlik, huzur, zindelik, güzellik, uzun ve sağlıklı ömür için yaşam boyu Dağ Aslanları’nı mutlakla izleyin, okuyun, misafir olun. Dağcılık hayat demek, kısacası her şey demek. Buna bir anlamda boşalan pilin şarj edilmesi de denilebilir.
Bu hafta sizlere “Dağ Aslanları”ndan bahsetmek istiyorum. Kim bu Dağ Aslanları? Birkaç yıldır adı yeşil olsa da kontrolsüz yapılaşma nedeniyle yeşile hasret kentlilerin yaşadığı Bursa’da bir hareket başlattık. Yeşile olan hasretimize de son verdik. Evet, biz bunu başardık. Çünkü her Pazar ama istisnasız her Pazar eksi 10 derece soğukta da artı 40 derece sıcaklıkta da doğada yürüyüşe başladık. Şimdinin moda deyimiyle tracking. Uludağ’ın zirvesinde ayak basmadık yer bırakmamacasına doğayla dost olduk biz. Uludağ ve doğa sevdalısıyız. Yaptığımızı da gizlemeyip bütün dünyaya ilan ediyoruz. www.dagaslanlari.com sitesini ziyaret edenler, yaptığımız faaliyetleri kolayca görebilirler nitekim.Bizim kendi kendimizi anlatmamız doğru olmaz. Bu nedenle geçen haftaki yürüyüşümüzde aramıza misafir olarak katılan Vali Yardımcısı değerli dostum Sayın Ali Taşkın Balaban anlatsın bundan sonrasını ona bırakıyorum kalemi.İşte doğa, işte yeşil“Kendileri değil namları da yürüyordu; uzaktan yakından maceralarını duyuyordum, bu nedenledir ki davetlerine icabette çok düşünmedim. 24 Haziran sabahı saat 06.00 civarında evimden alındım.Tüm ekibin “baton” adı verilen bastonları da yanlarındaydı. Daha sonra gördüm ki değnek dağlarda insanın en iyi yardımcısıymış. Saat 09.00 civarında Uludağ’ın eski volfram ocakları mevkiinden güney istikametine doğru yürüyüşe geçtik. Sizler o sırada son 30 yılın en sıcak saatlerini yaşarken biz uzun kollu giysilerle üşüyorduk. Biz o gün 15 kişi çok şendik. Muhabbeti, keyfi ben bile tarif edemem.İki saat süren konforlu yüksek tempolu bir yürüyüşle zirveye (2543 metre) ulaştık. Ne çok insan vardı: Turistik takılanlar, amatör dağcılar, profesyonel dağcılar, çobanlar, sanki herkes dağdaydı. Zirvede yapılan geniş açılı temaşalardan sonra inişe geçildi. Meğer inişlerde çıkışlardan geriye kalmıyormuş zahmet açısından. Önce Aynalı Göl’e vardık. İyice acıkan karnımızı köfte ekmek ile doyurduktan sonra yeniden çıktık yola. İtiraf edeyim onca uyarıya rağmen bastonumu almamam, dağ ayakkabımı giymemem benim zahmetimi ikiye katladı. Her sporu yaparken gerekli aletleri mutlaka hem de kalitelisini edinmek ilk yapılacak iş olmalıdır. Bunu bilir söylerim ama o muhteşem dağlara eğreti bir ayakkabıyla gitme gafleti bana vurulmuş ayak hizmeti olarak döndü. Aynalı Göl den Kara Göl’e oradan Buzlu Göl’e oradan Saklı Göl’e yürüdük. Artık Saklı Göl’de yorgunluğum saklanamayacak haldeydi. Bu hal beni endişelendirdi; biliyorum ki yorgunluk sakatlık demektir. Zaten ayakkabı ayağıma vurmuş. Ama çare yok yürüyeceksin. Bu uzun yol dağcılığının bariz farkı da burada imiş. Örneğin teniste ben yoruldum deyip kortu terk etmeniz anlık bir iş. Saklı Göl gibi dağların derinliğinde ne yapabilirsiniz? Katlanılanlar vardı ama paylaşılanlar da vardı. Sadece tabiatın güzelliği değildi paylaşılan. Bu güzellikler yaşanmalı; haftada bir olmazsa ayda daha olmazsa yılda ama yine olmazsa ömürde mutlaka bir kez yaşanmalı. Sakatlık riskine karşılık dikkatli ve tabi biraz düşük tempoda bitmek bilmeyen geri dönüş yolculuğu başladı. İyi bir kuralları var; grubun hızını önde giden değil arkadan gelen belirliyor o açıdan dostların sabrını biraz zorladım sanırım. Ama ne yapabilirdim ki? Allah’ı daha bir yüce adlarıyla andım; ne kadar çok dağ, tepe, taş, kaya yaratmış. Onları ne sivri ve azametli; insanları ise ne aciz yaratmış. Nice yol geçmez dereler vadiler geçtim, nice içilmez sular içtim az gittim uz gittim. Tepeler dağlar aştım.Şükürler olsun o yüce yaratana ki, tek parça ve sağlam biçimde saat 23.00 sularında evimin önüne bırakıldığımda bir düğün bohçası gibiydim. Çok kızdım bu evi yapanlara.Kardeşim niye asansör denilen nesneden yapmazlar? Üç kat merdivenleri çıkabilecekler var, çıkamayacaklar var.Ertesi sabah uyandığımda sanki uzun ve hareketli bir rüyadan uyanmıştım. Gayet sağlıklıyım ama elimdeki ayağımdaki güneş yanıklarının nedenini henüz hatırlayamadım. Bu güzellikleri hep yaşayan ve benim gibilerle paylaşan Dağ Aslanları ekibine ne mutlu!Var olun Dağ Aslanları.” |
|
Son Güncelleme ( Monday, 01 October 2007 )
|