|
Yazar Mehmet ÇELENK
|
Dağ günlüğüSabahın seherinde Maksem’de buluştuk. Yeni günün aydınlığını selamlayarak sevgili dağımızın bağrına yürüdük. Yaz güneşinin altında şıpır şıpır terler dökerek ilerledik. Yol boyu ruy-i zeminin en güzel sularından içtik. Gökdere vadisine paralel oldukça meşakkatli bir yolculuktan sonra Koreli çeşmesine vardık. Buz gibi suyundan kana kana içip Kadıyayla’ya çıktık. Yazın bütün güzelliğini yansıtan bu neşeli yayladan Tonoz yayla mevkiine doğru yolumuza devam ettik. Tonoz yayla oldu bu sefer menzilimiz. Heybetli bir ateşin ortasına tencereler konuldu, yemek telaşı başladı. Günün menüsü bulgur pilavı ve Antep tava. Yemek pek güzel oldu. maharetli ellerin bereketi ve meclisin halaveti sindi soframıza. Yemeğimizin lezzeti semtimizden geçen yolcuları da cezp etti, onlar da hisseyab ve nasibdar oldular soframızdan. Laf musikiden açılınca Temel’in bir nüktesi dermeyan edildi. “Temel klasik müzik konserine gider, ama biraz gecikir. Yerine oturunca yanındakine hangi parçanın çalındığını sorar. O da dokuzuncu senfoninin çalındığını söyler. bunun üzerine Temel “bayağı geç kalmışım” der.” Sonra çaylar demlendi, meclis şenlendi. 
Nice çaylar demlenir ruy-i zemindeLakin Tonozda çay bir başka olurTadı hem müsellemdir yaran nezdindeZira kim Tonozda çay bir başka olur. İkindi namazı da kainatın bağrında eda edildi. Mıntıka temizliği yapıldı, miskinlerin attığı çöpler toplanıp imha edildi. Dönüş yolculuğunda Abı hayat üzerinden yapıldı. Abı hayat neşeli dağımızın en güzel sularını barındırır. Millet efsanede hurafede araya dursun, biz bulduk ve içtik vesselam. Sonra Ali Dayının çiftliği, dostlar çeşmesi ve su yolu takip edilerek tekrar Maksem semtine dönüldü. Bir dağ faslı da böylece ikmal edilmiş oldu. darısı gelecek haftaya. Dağa hüzün ile veda edildiBir daha kavuşmaya ahdu peyman edildi. Dağ Sevdalıları |
|
Son Güncelleme ( Monday, 20 July 2009 )
|