|
Ex Aşkım yada Dağdan Dağa Atladım! |
|
|
|
|
Yazar Ali Taşkın Balaban
|
|
Bir süre izne ayrılmıştım. Adana sıcağına maruz kalmış bir zağar gibi söğüt gölgesinde uyuklayarak bu süreyi tüketmeye nede çok ihtiyacım vardı. Ama yorulmanın zirvesinde dinlenme gibi “sapkın” bir zevke bağımlı olmuşsanız varın halinizi tahayyül edin.15 haziran sabahı Bursa’da olmam gerekiyordu ama biliyorum ki Pazar dağaslanlarının faaliyet günü o nedenle C.tesi akşamı vasıl oldum ve hazırlandım. 14 haziran sabahı namazı müteakip ekip Ulucami karşısındaki Hacıbey Çorbacısı’nda buluştu. Meğer ne kadar özlemişmişim. Sonrası ver elini Uludağ. Seyirtepe’de arabadan iniş ve kuşaklıkaya istikametine yürüyüş. Bu kuşaklıkaya denilen mevki meşhur bir su firmasının logosu olarak kullanıldığından ülkemizdeki en bilinen kayalık olmalı.Dağda hararet eksileri buluyor ve rüzgar yer yer 130 km/h a ulaşıyor. Fırtına yani. Ellerim ve yüzüm çatlıyor.
Ekip bana sanki şov yapıyor; ne haldeyim test ediyorlardı. Vurdular yolu duvar kayalıklara. Saatlerce kan ter içinde in ve çık. Sonunda dağın güneyinde adeta kalbinden fışkıran şelalere ulaştık. Su karları delerek kendine yol açıyordu. Orada gördüğüm orkidelerin başka bir benzeri olabileceğini sanmıyorum.Birde dağaslanları milleti kuzu eti hastasıdır normal olarak lakin bu kez adında kuzu var diye kuzukulağı otuna da saldırdılar; ben daha önce otlarla başım derde girdiğinden temkinliydim ancak ekip dalınca bende otladım kuzukulağını. Ekşi ve kesinlikle yenilmeli, öneririm.Saat 19.oo sularında yine Ulucami civarındaydık. Bütün hücrelerimiz bizimle çalışmış, bütün kaslarımız tatlı yorgunluklara ulaşmış ve rehavet çökmüşken vücudu şehrimize göz kapaklarımızı kaldırmak günün olayı olmuştu.Eskişehir, Eskişehir,yalçın kaya sarp yeri, Kalelerden çok kuvvetli içindeki askerleri. Annem beni yetiştirdi, bu yerlere yolladı. Al bayrağı teslim etti, Allah'a ısmarladı. Yastığımız mezar taşı, yorganımız kar olsun Biz bu yoldan döner isek, namus bize ar olsunDerken 20 haziran C.tesi Eskişehirdeyim. Ekip başı Eskişehir Valisi olduğu halde aracımız sündiken silsilesinin Bozdağ yamaçlarını tırmanıyor. Hekimdağ mevkiinde Tandır köyüne ulaşıyoruz. 1400 metre yükseklikte kapıları ormana açılan bir köy. Kafkas menşeli ( abhaz) bir köy iken Eskişehir’in sayfiye ve sosyete mekanı haline hızla gittiğini gördük. Umarım çok beygir gücündeki arabalar ve üzerindeki parabol amcalar, teyzeler buranın güzelliğini bozmazlar.Paşa beyin kır evinde soyun giyinden sonra çıktık yola. Selam verdik çam ve meşe ağaçlarına. Tempolu ve nezih bu yürüyüş bize etrafın tüm güzelliklerini özümlettirdi. Yalnız bu yürüyüşün Eskişehir Valisini kesmediğini gördüm; bir Eskişehirli olarak işime gelmese de kendileri daha ulu dağların olduğu şehirlere gönderilmeli diye düşündüm içimden…Enginde yavaş yavaş, günün minesi soldu, derdin bana arkadaş, bugün de akşam oldu…
Su uyur fısıldaşır, gider yare ulaşır, yolcu yolda yaraşır, bu gün de akşam oldu…
Gölgeler indi suya, kuşlar vardı uykuya, gurbeti duya duya, bu gün de akşam oldu…( Vecdi Bingöl ) ali taşkın balaban (
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
) 





 |
|
Son Güncelleme ( Friday, 26 June 2009 )
|